
Hz. Peygamber (s.a.s) ve
ashabinin Islâm devletini kurmak üzere Mekke'den Medine'ye göç etmeleri.
Medine'de bulunan Yahudiler bir Peygamber'in gelecegini biliyorlardi.
Medinelilerle aralan açilan Yahudiler onlara "Bir Peygamber gönderilmek üzeredir.
O Peygamber gelince biz ona tabi olacagiz, Irem ve Âd kavimleri gibi sizin
kökünüzü kaziyacagiz" diyorlardi
Hz. Peygamber (s.a.s), amcasi Abbas'la birlikte Akabe'ye geldi. Abbas henüz
müslüman olmamisti. Ebu Talib'in vefatindan sonra peygamberimizle daha çok
ilgilenmeye baslamisti. Bu ilgi kabile bagindan ileriye gitmiyordu. Toplantida
ilk konusmayi Abbâs yapti; "Ey Hazrec toplulugu, bu benim kardesimin ogludur.
Benim yanimda insanlarin en sevgilisidir. Siz onu tasdik ediyor onun
getirdiklerine inaniyor ve kendisini alip götürmek istiyorsaniz, sizden bu
hususta beni tatmin edici bir söz almak isterim. Siz ona vereceginiz sözü yerine
getirebilecek ve kendisini muhaliflerinden koruyabilecek misiniz? Bunu geregi
gibi yaparsaniz ne iyi; yok eger Mekke'den çiktiktan sonra kendisini yardimsiz
birakacak rüsvay edecekseniz simdiden bu isten vazgeçiniz, onu birakimi. Yine
kavmi arasinda ve yurdunda izzet ve serefiyle korunmus olarak yasasin."
Hz. Abbas'tan sonra Hz. Peygamber (s.a.s) konustu. Bundan sonra Medineli
müslümanlar düsüncelerini söylece açikladilar: "Allah'tan getirdiklerine bilerek
ve inanarak sana bey'at ediyoruz.
Biz, Rabbimiza bey'at ediyoruz Allah'in kudret eli ellerimizin üzerindedir.
Kendimizi, ogullarimizi, kadinlarimizi esirgeyip korudugumuz seylerden seni de,
esirgeyip koruyacagiz. Eger bu ahdimizi bozarsak, Allah'in ahdini bozan, yaramaz,
bedbaht insanlar olalim. Ya Rasûlallah! Biz ahdimizde sadikiz".
Peygamberimiz iki sart ileri sürdü, "Rabbim için sartim: O'na hiç bir seyi ortak
kosmamaniz yalniz O'na ibadet etmeniz, kendinizi, çocuklarinizi, kadinlarinizi
esirgeyip korudugunuz seylerden, beni de esirgeyip korumanizdir" buyurdu.
Medineliler: "Böyle yaptigimiz zaman
bizim için ne var" dediler. Allah Rasûlü de: "Cennet var" buyurdular.
Medineliler "bu kârli alis veristir" deyip Allah Rasûlüne bey'at ettiler.
Hz. Peygamber (s.a.s)'in Medine'ye gelisi Medineli mü'minleri büyük bir sevince
bogdu.Bütün mü'minler, evlerinin damina çikmis; gençler ve hizmetçiler yollara
dökülmüsler
"Yâ Rasûlallah! Yâ Muhammed! Yâ Rasûlallah!" diyerek bagiriyorlardi.
Çocuklar ve hizmetçiler, yollarda ve damlarda "Rasûlullah geldi! Allahû ekber!
Muhammed geldi! Allahû ekber! Muhammed geldi! Allahu ekber, Muhammed geldi!
diyorlar, Habesliler de, sevinçlerinden kiliç kalkan oynuyorlardi.
Kadinlar ve çocuklar, hep bir agizdan: "Vedâ tepelerinden dolunay dogdu bize
Allah'a yalvaran oldukça, sükür etmek gerekir halimize, Ey bize gönderilen
Peygamber! Sen boyun egmemiz gereken bir emr ile geldin bize" diye siirler
okuyorlardi. Berâ' b. Âzib: "Peygamber (s.a.s) Medine'ye gelince, Medinelilerin
Rasûlullah'a sevindikleri kadar hiç bir seye sevindiklerini görmedim
demistir.Enes b. Mâlik de: "Ben, Rasûlullah'in Medine'ye girdigi günden daha
güzel, daha parlak bir gün görmedim" der. Rasûlullah Medine'ye varinca
mü'minlerin her biri kendi evinde agirlamak istediler ve bu konuda yarisircasina
hareket ettiler.
Rasûlullah'i misafir edebilmek için devesinin önüne geçiyorlardi. Efendimiz
onlara "Devenin yolunu açiniz! Nereye çökecegi ona emir buyurulmustur" diyordu.